25 Şubat 2014 Salı

Lyon'a Alışma Turları ve Size Babişko Desem?


     Evimize yerleşme merasimimiz ve temizlik aşaması 

beni benden alıp, 

bir temizlik canavarına dönüştürse de –her şeyi çamaşır suyu (javel) ile temizlemek gibi bir içgüdüm varmış meğerse- bitmek üzere. Bu sırada kendimi, blogumu, ailemi, arkadaşlarımı biraz ihmal etmek durumunda kaldım. Neyse ki telefonumuz bağlandı, internetimiz de var.

 1GB hızında sınırsız olup, telefonla birlikte 20 euro civarında. Nihahahaha!!
Bugün her ne kadar hava leş gibi de olsa, dışarı çıkıp, Emmaüs’e gidip, biraz kafa dağıtacağım, yorgunluk atacağım, dedim. Gidince bir de baktım ki kapalı. Tabii ki kapalı olur, adamlar öğle tatili yapıyorlar. 12’den 2’ye. Genelde bu böyle. Eğer büyük bir markanın şubesi değilse kapatıp, gidiyorlar dükkanı. Pazar ve genellikle de Pazartesi günleri de tatil yapıyorlar. Yılbaşında tatil yapıyorlar, hatta ve hatta yazın dükkanı tamamen bırakıp yok efendim İtalya’ya, İspanya’ya vs tatile gidiyorlar. Bizdeki gibi 24 saat açık tekel bayileri yok. Adamlardaki keyfe bak ya! Ben de bunların yüzü niye gülüyor, diyorum.

     Neyse ben de Emmaüs açılıncaya kadar biraz dolandım. Nehir kenarında biraz yürüdüm. Eski Lyon taraflarına gittim. Daha turistik daha güzel taraflara yani.

Harika bir kırtasiye buldum. Tam rüyalarımdaki gibi. Rengarenk ve her şey gerçekten çok orijinal. Kalemler, boyalar, kağıtlar, maskeler, boncuklar ve adını bile bilmediğim yaratıcılıkla ilgili bilimum şey. Sonra yavaş yavaş yorulmaya başladığımı hissedip, eve dönme vaktinin geldiğine karar verdim. 
      Emmaüs’e de uğrayacağım tabii bu arada. Emmaüs ne bir kafe, ne bir kıyafet dükkanı. Emmaüs bir yardım kuruluşu. 

Kurucusu Abbe Pierre, Katolik bir rahipmiş. İkinci Dünya Savaşı’nda direnişçiymiş.  İstisnasız herkesin sevip, saygı duyduğu bir amcamız aynı zamanda. 2007’de ölmeden önce, 1949’da Emmaüs’ü kurmuş. Savaş gazilerine, açlara, fakirlere, ihtiyacı olanlara yiyecek, giyecek, mobilya sağlarmış bu kuruluş. İlk baştaki çalışma sistemini bilmiyorum; 

ama şu an büyükçe bir depoda insanların getirip karşılıksız olarak verdikleri eşyaları, onarıma ihtiyacı olanları onarıp, cüzi bir miktarda satıyorlar. Sadece Fransa’da değil Avrupa’nın pek çok yerinde mevcutmuş. Chambery’de yaşayanlar 5 numaralı otobüse binip Emmaüs durağında inecekler.

Benim bugün gittiğim (Emmaus 283 rue de crequi 69007) ise depodan ziyade biraz daha şıktı. Kendilerince daha güzel olanları temizleyip, sergiliyorlar burada. Fiyatları da biraz daha yüksek elbette.Burada bulabileceklerinizin haddi hesabı yok.

Bardak, çanak, dolap, süs eşyası, kıyafet, kitap, plak, oyuncak vs. Bu eşyaların kaynağı ise yine aynı, halk. İnsanlar evlerinde kullanmak istemedikleri her şeyi getirip buraya ücretsiz olarak veriyorlar. Hem onlar bir yardımda bulunmuş oluyor, hem burada pek çok kişinin yaptığı gibi eşyalar déchetterie (şimdilik çöp deyip geçelim) ’ye gidip ziyan olmuyor, hem de birinin ihtiyacını görüyor. Ben bu fikri çok seviyorum ve oraya gidip bir şey almayacak olsam da bakınmayı; çünkü adamların yaşama şekillerini görüyorum, öğreniyorum. Ne giymişler, neyle yemişler…

Yakın tarih müzesi gibi bir şey benim için.
      Yemişler deyince aklıma geldi de, ben ne zaman bir şey yazmaya, paylaşmaya kalksam memlekette bir skandal patlıyor. Bi’ daha yazmasam mı, yoksa her gün yazsam mı bilemedim. Neyse bu vesileyle milletin mizah anlayışından faydalanıp, azıcık gülüyoruz.
Allah'ım Yearebbim bittim gülmekten buna;
http://hsmaker.net/shake.php?url=http%3A%2F%2Fwww.basbakanlik.gov.tr%2FForms%2Fpg_Main.aspx

Ve buna...
https://pbs.twimg.com/media/BhT8Et8CAAAuc9v.jpg:large

Buna da...

 Bu da fena değil...

Bu adam zaten bomba.
 Güzel bir tespit.

Bakalım daha neler çıkacak:)

Listeye sonradan eklenenler:
Çok iyi olmuş ve de eğlenceli.

Bu sayfaların erişime engellenmiş olmamasını manidar buluyorum. Ayrıca yorumlarıyla birlikte lütfen.

Bir Ankara klasiği Modern Sabahlar





25/02/2014, Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..