30 Mart 2014 Pazar

Oy'nama Şıkıdım Şıkıdım!

      Herkese hayırlı pazarlar dilerim. Umarım bugün gidip bir vatandaşlık hakkı ve sorumluluğu olan oyunuzu kullandınız. Ben bu konuda yine biraz mahsun kaldım; çünkü yerel seçimlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlar oy kullanamıyor (bildiğim kadarıyla). 

Ve yine umarım, oyunuz hileye hurdaya gelmeden yerini bulur. Güzel haberlerini bekliyorum güzel ülkemin.

Bu yazın şarkısıyla da eğleniriz sonra:) 

      Çevremdeki herkes gelip gelip youtube'u kapatmışlar vah çok üzüldüm, bu nasıl büyük bir sorun, demokrasi yok mu sizin orada, diye baş sağlığı diler gibi geliyorlar. Ah ah, diyorum; ah dostlar sağ olsun, bir tek youtube değil, twitter da gitti, sıra facebook'ta diyorum şok oluyorlar, dumur oluyorlar:))


       Bir yandan burada da yerel seçimlerin ikinci adımı vardı bugün. Seçimler burada iki aşamalı oluyor. İlk adımda bütün adaylar yer alıyor. İkinci adımda da en güçlü iki aday kapışıyor. Yani Türkiye’deki gibi oyları bölmeyelim arkadaşlar, derdi yaşanmıyor. Burada da başka dertler var. Dünya’ya demokrasiyi tanıtan Fransa’da millet oy kullanmıyor. Benim oyum mu kurtaracak memleketi; bir oy olsa ne olur, olmasa ne olur, diye diye, bazı bölgelerdeki katılım oranını %30’lara kadar düşürüyorlar. Bunlardan biri de maalesef benim kocam:(  http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/181732/hilafet-yanlilari-oy-verme Neyse oy kullanmak günahtır ile gelmiyorlar ya, o da bir şey. Bir yandan adamlara hak vermiyor da değilim. Sonuçta tuzları kuru… Demokrasi gitti mi kaldı mı dertleri yok. İşte nasıl göç almayız, gelenleri topluma nasıl uydururuz, yaşlanan nesli kırışık kremiyle mi gençleştirsek, millete afrodizyak dağıtıp da mı gençleşsek, yoksa geçen RT Erdoğan üç yapın-beş yapın, demiş; biz de mi öyle yapsak ki, ne yapsak gibi düşünceleri var işte. 
      Bu arada burada çocuk yapanlar sadece Araplar ve Türkler sanırım. Fransız çiftler ayy büyük sorumluluk çocuk yapmak ya da biraz daha hayatımızı yaşayalım diyerek; bir, bilemediniz iki çocuk yaparken, bizimkiler Allah ne verdiyse hepsini yapıyorlar. Araştırmaların Fransa gitgide Müslümanlaşıyor sonuçlarını çok da garipsemiyorum o yüzden. Yakında Katolik olan Fransa topluca din değiştirebilir yani (Halaluya!). Zaten yeri de hazır. Halal (helal) et reyonları, lokantalar, camiiler, hiç biri eksik değil. Kiliseleri, bazilikleri, katedralleri de camii yaparız olur biter. Dünya’da güzel bir örneği var sonuçta.

 Bkz Ayasofya Camii. Dünya’nın ilk ve en hızlı (5 yıl) inşa edilmiş katedrali. DMO(Dünya Müslüman Olsun)!
      Şaka bir yana Avrupa’dayım, yaşasın istediğimi giyer, istediğim yere giderim gibi bir olay söz konusu değil. Sebebi de genellikle bu Müslüman kesim. Türkiye’den alışık olduğum için fazla sorun yaşamıyorum; ama Fransa’dan bunu da beklemiyordum açıkçası. Laf atmalar, korna çalmalar, takip etmeler, dik dik ve yavşak bakışlar burada da mevcut maalesef. İnsanı dinden imandan soğutan tipler yani. Hareketlerinden kimin ne olduğu da anlaşılıyor. Elindeki anahtarı sallayan bir Fransız görmedim örneğin. Saç kesimleri, ten renkleri, kıyafetleri, sakalları hepsi hemen kimlikleri belli ediyor. Bu arada öyle ahım şahım bir kimse de değilim. Öyle açık saçık giyinmekle de alakam yoktur. Manganın dediği gibi namusu bacak arasında arayıp, dişi sinek görünce laf atan tiplerden burada da var sonuç olarak. Hiç yabancılık çekmiyorum o bakımdan. 
      Yabancılık çekmediğim bir konu da kebapçılar. Yani Türkiye’nin eline su dökemezler sonuçta; ama kebapsızlıktan ölmüyoruz burada merak etmeyin. Bazıları kebaptan soğutur adamı evet; ama ne yapalım, seçici olacağız biraz. Geçen kayınvalidemgille gidecektik Semazen'e; ama gel gör ki yer yoktu. Şaştım kaldım afalladım. İlk defa bir kebapçıyı bu kadar dolu gördüm. Meğersem rezervasyon gerekirmiş. Neyse bu hafta rezervasyonumuzu yaptırdık, gittik. Ambiyans Türkiye’deki gibi. Fransa’dan hiçbir esinlenme yok. (İyi mi, kötü mü karar verme aşamasındayım.) Yemekler odun ateşinde pişiyor. Enteresan bir şekilde her tarafta dönerci olmasına rağmen, burada döner yok. Meze var. Künefe var. Şalgam var. Bunların hepsi de orta kalitede benim için. Yine de Fransa’da yediğim en güzel kebaplardı. Beyti aldım ben, arkadaşlarım da kiremitte tavukla, kiremitte köfte aldılar. Çok beğendiler. Servis biraz zayıftı; Fransa beklentilerimi bu konuda biraz yükseltmiş sanırım. Alkol olmaması arkadaşlarımı biraz şaşırtsa da fazla sorun yaşamadık. Şalgamla, fantayla konuyu kapattık, baklavayla da tatlıya bağladık olayı. Şimdilik günü kurtaracak bir kebapçı bulduğum için mutluyum açıkçası. Lazım olursa adres; 63 place Voltaire 69003 Saxe-Gambetta, 3eme arrondissement.
      Ayrıca Lyon’daki restaurantları inceleyebileceğiniz çok da hoş bir internet sitesi vereyim. http://www.lyonresto.com/. Lokantalar türlerine, orijinlerine, adreslerine göre ayrılmış. Yorumlanmış, puanlanmış, fotoğraflanmış. Fiyatlarına ve çalışma saatlerine de ulaşabiliyorsunuz. Bence güzel planlanmış bir site. Lyon’a yolu düşen herkese tavsiye ederim.
      Son olarak instagram çılgınlığına ben de katıldım ve de kapıldım. Merak edenler için hakikiparislikezban adıyla paylaşım yapıyorum. Nereden nereye geldim yine her zamanki gibi. Darısı memleketimin başına:) Hadi size iyi günler. Hayırlı seçimler.

30.03.2014/Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..