20 Ağustos 2014 Çarşamba

2 EURO'ya Fransa'da Ne Yapılır?

      Öğlenlere kadar yardıra yardıra uyuyan ben, bugün sabahın köründe kalktım, yani 6'da. Hatta heyecandan 5.30 gibi uyanıp, tekrar yattım. Sebebi de dün Lyon'daki tek kız arkadaşım Lisa'nın


2 euroya yoga dersi bulmuş olmasıydı. Ben de aa aktivite, diye atladım hemen tabii ki. Sabah kalkabilmemde ki azim de görülmeye değerdi açıkçası, hem de eşimin yardımı olmadan. Zaten kendisi bir iş gezisinde olduğu için pek mümkün de değildi. Hatta iş gezisi de, bir öğle yemeğinden oluşuyor. Kendisi ne holding sahibi, ne şirket, hatta kobi bile değil. Sıradan işçi kategorisinde işçi; ama adamlar proje sonunda katkı sağlayan bütün çalışanlarıyla birlikte yemek yiyorlar. Tabi bunu herkes yapmıyor. Önemli bir devlet kuruluşu olduğu için. Allah devlete bak beee!!
       Neyse kalktım hazırlandım otobüse bindim, kursa gittim. İhtiyacım olan yoga halısını arkadaşım getirmişti. Dekatlon'dan 2.40 euroya almış, sağolsun. Çalışanları düşünerek planlanmış olan kurs, 7'de başladı. Yerlerimizi aldık, halılarımızı, havlularımızı hazırladık, oturduk. Hareketleri yapmaya başladık, nefesler, duruşlar... Bu arada gözleri de kapatmak lazım. Huzur mudur, enerji midir, nedir, nedendir, ben var bilmemek. Hoca gözlerinizi kapatın diyor; ama benim bir gözüm hocanın üzerinde olmak zorunda; anlamam yoksa ne dediğini. Zaten bas da bi sesi vardı, hiç anlayamam yani. Şöyle nefes alın, böyle verin falan derken, gülmemek için kendimi zor tuttum.

Allah'tan böyle şeyler yapmaya kalkışmadık, kopardım yoksa. Aman sanki yapabilecekmişim gibin:P

Ne bileyim bi komik geldi. Hele bi de ateş nefesi mi, ne öyle bişi var, aman yarabbi. Ateş, hava, su, tahta!! Dalga geçtiğimi falan düşünmeyin, sadece garip geldi. (Bayaa dalga geçtim galiba) Bi de seansın sonlarına doğru rahatlamak için uzandık, üzerimize havlularımızı örttük. Sonra hoca uyumaya başladı, bi de hafif hafif horluyordu. İki euroyu uyumak için vermeyecez, o para çıkacak bir yerden. Hareket başına kaç sent düşüyor falan hesaplatmayın bana şimdi. Ayrıca ben uyursam, beni uyandıramazsınız ona göre.

Yine de gerçekten rahatlatıcı bir şeymiş bu yoga. Nerdeyse ben de uyuyacağım yani. Gelecek hafta yine sabahın köründe kalkıp gitmeyi düşünüyorum. Bu arada iki euro da yıllık ücretmiş. OHAAAA!!

Bu haberi duyduğumda ki ifadem.
Hatta dönem başı eylül ekim gibi olduğu için onu da almadı hoca. Hakkını yedik be hoca, iki dakika daha uyusaydın keşke:)
      Dönüşte de bir daha iki euro vermeyeyim (ilki sabahki otobüs içindi, kurs için değil), bir de zen oldum ya azcık yürüyeyim, dedim. Yürürken, işe gitme telaşesindeki insanları gözlemledim biraz. Yazık yav ben elimde yoga halısı, onlar ayaklarında patenler. Ben, altımda tayt; onlar, ayaklarında şıpıdık terlikler. Yok bir daha deniycem. Ben spor ayakkabımla yürürken, onlar scooter,


yok bisiklet, yok kaykay, derken... Bunlara işe gitmiyor muydu yav, dedim. Bir kısmı gitmiyordu tamam; ama


 şu takım elbiseli amca da mı scooterıyla işe gitmiyordu acaba. Bu fotoğraftaki tam istediğim tip değil doğrusu. Çok karizmatik ağabeylerimizden de bu zımbırtıyı kullananlar var, hani bizim lüks arabalarıyla görmeye alışık olduğumuz, ayrıca da kocaman göbenkleri yok heheh:))


 Her tipten, yaştan insan kullanıyor. Tabi adamlarda bunu kullanabilecek kaldırım var. Genelde çocuklu anneler ya da çocukların bakıcıları kullanıyor. Kadın önde, çocuklar da ördek civcivi gibi arkada. Tabi bunları ezecek sürücü de yok buralarda, şansa bakın ki:) Yürüyen insan sayısı da fena değil, 30 dakikalık yürüme yolunu çoook uzun bulup otobüse biniyor olmalarına rağmen. Resmen şehir dışı muamelesi yapıyorlar. Zaten burada şehir anlayışı da bir garip ya neyse. Şehir içinde şehir. İki bitişikteki bina, başka bir şehre ait olabiliyor mesela. Bu Fransızlar cidden bi' garip.
      Bir de insanların üst üste binmediği, akraba olmak zorunda kalmadığı otobüsleri var. Ne zaman nereye gelip duracağı belli olan otobüsleri. Harika bir şey. Lyon'daki otobüs idaresinin adı TCL. Telefonunuza TCL'in uygulamasını indirip, nereden nereye gideceğinizi yazıp, dakika dakika hesaplanmış bir plan bulabilirsiniz. Hangi otobüsle, kaç dakikada, hangi durakta, durak nerede, bütün bu sorulara cevap bulabiliyorsunuz. Zaten bu program olmasaydı, evden çıkabilir miydim, bilmiyorum. Gerçekten bir dünya harikası. TCL otobüs, elektrikli otobüs, metro,

tramvayı kapsıyor. Otobüsten 2 euroya ya da biletmatiklerden 1.70 euroya ya da 10 tanesi 1.50 euroya olan biletlerle 1 saatte istediğiniz kadar yolculuk yapabiliyorsunuz. Olsun zaten, o kadar iki euro veriyoruz sonuçta. Bu yazımın başlığı iki euro olmalı sanırım.

 Şehir hattımız.
Tüm bu olanaklara rağmen eğer iyi bir nedenleri yoksa arabalarını kullanan tüm Fransızları kınım kınım kınıyorum. Resmen israf. Hem zaman, hem para, hem de çevreyi kirletiyorlar. Benciller. Neyse ki çok değiller.  Birden medeniyetin içinde yaşadığımı bir daha hissettim. MÖÖEEDÖEENÖEEYÖÖEETTT!

20.08.2014, Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..