31 Ekim 2014 Cuma

Şimdi Okullu Olduk

Herkese Tekrar Merhaba,

      Fransa'da Fransızca konuşuluyor tabii ki! Şehir efsanelerinin tersine, -bilmeseler de- İngilizce de konuşuyorlar hatta. Ama yine de Fransızca da öğrenmek lazım buralarda.
      Evlendikten sonra Türkiye'de iki haftalık zorunlu bir kurs görmüştüm Fransız Kültür'de. Geldikten sonra da hafta da iki buçuk günden, beş hafta süren mecburi bir Fransızca kursu (A1 seviyesi) daha gördüm. Merhaba, nasılsından ibaret olan bu kurslar yeterli değildi elbette. Sonraki kuru almak için başvurdum ve belki de bir sene sonra ikinci kuru da aldım. Hem de hiç bilmeyenlerle aynı sınıfta, üstüne üstlük iki grubu birden idare edemeyen bir öğretmencağızla. Yine haftada iki buçuk gün, beş hafta süren bu kurstan (A2 seviyesi) pek bir şey anlayamamıştım. Bu anlattıklarım Chambery'de, IFRA denen kursta geçiyor. Lyon'a taşındığımızda daha umutluydum. Daha böyük şehir, daha böyük umutlar demekti. Kurs bulma ihtimalim daha yüksekti; ama nerdeee! Bir defa IFRA'da B1 seviyesindeki kursları devlet karşılamıyormuş; çünkü zaten çok öğrenci varmış. Daha sonra kayıtlı olduğum İş ve İşçi Bulma Kurumu (Pole Emploi)'na sordum. Burada bu işler böyle Pole Emploi'ya soruluyor. Bir kurs bulmuştu ki kadın, tam benim Türkiye'ye gidiş tarihime denk geliyordu. Zaten kadın da gıcığın tekiydi ya o ayrı konu. Ben kadının başka kurs bulmasını beklerken, bir kaç ay geçti üzerinden. Ben de yaz okuluna gideyim bari diyerek bir işe kalkıştım. Sonra da o işi yaz okulundan, yıllık okula çevireyim, dedim. Parası neyse verelim, adam gibi dil öğreneyim, iki yıldır buradayım dağdan inmeler gibi bile konuşamıyorum:) Dii mi, ya? Bu arada da elçilikte bir işim vardı, oradan bana bir okul adı verdiler. En iyisi bu, dediler. İki yıldır buradasın, öğren artık Fransızca'yı da iş bul, çalış, boş boş oturma, dediler. Haksızlar mı:)?

Hayalim!
 Ben de Katolik Üniversitesi'ne kayıt oldum. Adı Katolik olduğu için başta biraz tırstım; ama Fransa'da bütün okullar laik olduğu için dinle pek bir alakasının kalmadığını söylediler. Gerçekten de öyle, neyse ki:) Kayıt olduktan hemen sonra da Pole Emploi'dan üst üste kurs önerileri geldi. Gıcık mı olayım, sevineyim mi, bilemedim. Ama bir şeyi biliyordum ki, artık çok geçti:(
      Bu arada iki haftadır okula gidiyorum. Okulum başladı. Okullu oldum, çanta bile verdiler:) Öğretmenlerim ve arkadaşlarım çok tatlılar. Arkadaşlarım genellikle Çinli, Japon, G. Koreli, Vietnamlı veya Perulu. Bir tane Bangladeşli ve bir tane de İngiliz var. 20 kişilik sınıf için yeterince zengin bir menü, değil mi? Bu ortamı hayatımın başka hangi döneminde bulabilirim, bilmiyorum. Bu kültür çeşitliliği en az Fransızca öğrenmem kadar değerli benim için. Çok heyecanlıyım ve artık boş boş oturmadığım için de çok mutluyum. Hatta bonus olarak, ödev olarak yazdığım ilk kompozisyonu sizinle paylaşacağım. Seyahat etmenin, gençliği şekillendireceği anlamına gelen " Les voyages forment la jeunesse." vecizesi çıkış noktamızdı. Bakalım anlayabilecek misiniz? Kolay gelsin! Hadi size iyi günleeer!

Une petite surprise pour mon beau pere:)

La Vie Est Un Voyage

     Etre voyageur, aller quelque part, aller au petit village juste a cote de votre ville ou a "l'autre bout de monde."  Le voyage donne tout le temps de l'enthousiasme, la curiosite et le fantasme. En revanche il vous questionne et vous cause du souci. Parce qu'il y a tout le temps des aventures et des inconnus. Quand ces inconnus se transforment  en connus, on appelle ça des experiences.
      Meme si tout le monde, de tout age, peut acqeurir  des experiences, je crois que ces experiences sont plus nombreuses et plus importantes pour les jeunes personnes. Comme en general ils ne connaissent pas grand chose, ces voyages sont plus precieux. Les jeunes ont moins des prejuges et sont plus ouverts aux nouveautes. Ils observent plus et ils comprennent plus facilement parce que les voyages peuvent les affecter plus profondement.
      Par example moi, j'aime bien voyager. Ce n'est pas juste pour me faire plaisir. C'est pour apprendre aussi. J'habite en France depuis 2 ans et c'est le plus grand voyage et la plus grande aventure de toute ma vie. Meme si parfois c'etait trop dure d'acquerir des experiences, rencontrer des personnes differentes, des cultures et les langues etaient plus important. J'ai fait plusieurs voyages dans ma tete et je me suis interrogee sur mes habitudes. C'est comme  une deuxieme periode d'adolescence. Pour reflechir et vous trouver vous meme encore une deuxieme fois. Peu de personnes ont cette chance, je pense.
   
Comme Aşık Veysel qui est un grand poete Turque dit :
"Uzun ince bir yoldayım
 Gidiyorum gündüz gece
 Bilmiyorum ne haldeyim
 Gidiyorum gündüz gece." ce qui veut dire

"Je suis sur une longue route etroite
 Je marche jour et nuit
 Je ne sais pas dans quel etat je suis
 Je marche jour et nuit."

      De toute façon tout le monde voyage quelque part avec un bus ou en lisant un livre ou en faisant connaissance avec quelqu'un de different, sans bouger! La vie est un voyage en lui-meme et on peut capturer n'importe quel souvenir et l'experimenter par nous meme. N'est-ce pas?

31.10.2014/Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..