28 Kasım 2014 Cuma

Lyon Güzel Sanatlar Müzesi

      Medeniyetin beşiğine gelmişiz, bir müzeden, sanattan bahsetmemişiz doğru dürüst. Medeniyetin beşiği bizim oralar aslında da, bilindiği üzere biz müzelerde saklamıyoruz sanatı, tarihi. O kadar çok ki ayakkabılarla yürüyor, dozerlerle üzerinden geçiyoruz.
      Nihalciğim senin Modern Sanatlar Müze gezini görüyor ve arttırıyorum. Buyurun Lyon Güzel Sanatlar Müzesi'nden yakın:) Uzun zamandır gitmek istiyordum oraya. Aylar öncesinden kayın babamın işi dolayısıyla bir hafta sonu için Lyon'a geleceğini ilan etmesi üzerine, gözlerim parladı. Evet bir iki kültürel aktivitede bulunabilirdim artık. O da tüm bu düşündüklerimi, gözlerimden okudu ve Güzel Sanatlar Müzesi'ne de gideriz, dedi. Ben de yok olmaz, demedim. Pazar sabah erkenden kalktık, birlikte güzel bir kahvaltı yaptık. Tahin-pekmezi ve yapmış olduğum balkabağı marmeladını çok beğendi. Önceden onlar için hazırladığım bir kutu ceviz içi ile birlikte marmelattan da verdim. Çok memnun oldu. Bu arada buradaki cevizler, bence dünyanın en güzel cevizi. Grenoble'dan gelen cevizin 4 kilosunu 20€'ya görünce dayanamadım, aldım. Daha taşıyabilsem, daha da alırdım herhalde. Şahaneler, tatları, kaliteleri muhteşem. Her gün ya tatlıyla ya tuzluyla birlikte severek yiyoruz. Kahvaltıdan sonra uygun adım müzeye gittik; öğleden sonra kayın babamın işleri devam ediyordu çünkü.

      Place des Terreaux'da bulunan Musée des Beaux-Arts de Lyon (Güzel Sanatlar Müzesi)'da oldukça ünlü resimler bulunmakta.

Bir de benim kameramdan görün Monet'i. Hatta gelin kendiniz de görün. Canlı canlı çok daha farklı!

Monet, Sisley, Picasso, Van Gogh gibi adını ve resimlerini hemen hemen her yerde gördüğümüz resimlerin orijinalleri. Enem ben de bunun tişörtü var, deyip gerçekliğinden şüphe ediyorsun. İnsan dokunmamak için kendini zor tutuyor.
      Muhteşem heykeller var. Maalesef heykeltıraşları pek tanımıyorum. İçlerinden sadece Rodin'i biliyordum. Onun hakkında da sadece bir iki gün önce, tesadüfen okuduğum bir yazı tüm yapıtlarına başka bir gözle bakmama neden oldu. Halbuki filmini bile yapmışlar. Herkes biliyormuş. Buyurun siz de okuyun, siz de başka bir gözle bakın:) http://dunyalilar.org/omrunun-30-yili-akil-hastanesinde-gecmis-bir-kadin-dahi-camille-claudel.html Nereden Rodin bulup da bakacağız, derseniz de telefonunuza MBA (musee des beaux art)'ın uygulamasını indirip, biraz inceleyebilirsiniz.

    Beni en çok etkileyen heykellerden bir tanesi James Pradier isimli 1790-1852 yılları arasında yaşamış, İsviçreli bir heykeltıraşın elinden çıkmış. Tevekkeli değil, adı "Odalisque" olan eser -anladığım kadarıyla- Osmanlı'da sultanın hizmetinde bulunan "odalık"lardan geliyor. Hatun bizim oralı yani.

      Beni çok derinden etkilemese de -üzücü şeylerden fazla hoşlanmıyorum- gereken duygunun verilmesi yönünden beni hayrete düşüren, resmen sessizce konuşuyor bunlar yav, dedirten (zaten böyle bir durum gerçek bile olsa kimse konuşamaz, dili tutulur) Tanrı Tarafından Lanetlenmiş Cain ve Çocuları, diye çevirdiğim (umarım doğru çevirmişimdir) Antoine Etex'in eseri. Türkiye'de olsa bunların kafaları mafaları gitmişti herhalde. Zaten 1800'lü yıllarda biz heykel yapıyor muyduk ki acaba?

      Hangi bir heykeli paylaşsam sizinle bilemiyorum; o kadar çoklar ki ve bir o kadar güzel. Nedenini tam olarak bilmesem de insana hüzünle karışık huzur veren bu abladan bahsedeyim. En uzun süre ilgilendiğim heykellerden birisi bu herhalde. Ne hissettiğimi bulmaya çalışmaktan ötürü. Buldum mu, tam sayılmaz; hala deniyorum. Bu heykel de ressam, dokuma duvar halısı yapımcısı ve heykeltıraş, Chavanne ve

Evet o da bizimle birlikteydi.

 Gauguin'ın kankası, Aristide Maillol'un elinden çıkmış.
      Gezimizin sonunda ruhen doymuş olarak müzeden ayrıldık. Paylaşacak daha çook eser var aslında; ama o zaman da heyecanı kaçar. Siz iyisi mi bi' müzeye, sergiye falan gidin bunun üzerine iyi gider. Herkese bol sanatlı günler. Işığınız bol olsun.

28.11.2014 /Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..