3 Ekim 2015 Cumartesi

Şarap Nasıl Tadılır?

       Fransa'ya gelmişiz bi' şaraptan bahsetmemişiz. Olur mu ya! Bu blogu okuyanlar, arkadaşlarına bir fark atmasın mı? İnsanlar Parisli Kezban okuyanlar ve okumayanlar, diye ikiye ayrılmasın mı? Hımm bu şarap çok sek, bıyy bunun bacağı kısa, falan diyemesin mi? Hele bir de  retrolfaksiyon yaparak, arkadaşlarını dehşete düşürmesin mi? İkinci burundan bahsederken arkadaşlarınızın ne kadar imreneceğini düşünerek bu satırları okumaya devam edin.

      Yine fransızca öğrenmek için gittiğim okulda aldığım atölyelerden bir tanesinde (Fransız kültürü atölyesi) şarap tadımını öğrendik. Sabahın körü sarhoş dolaşan öğrenciler, evet bizim sınıftan çıktı. Yok canım o kadar da değil! İki yudum bir şey aldık. Tabii işin uzmanı olmadığımız için, biraz daha fazla denememiz gerekti. Bu paylaştığım video da yine fransızca bilenlerimiz için oldukça faydalı olacaktır. Bilmeyenler için de, ben elimden geldiği kadarıyla önemli noktaları aktarmaya çalışacağım.  Şaraplarınız, bardaklarınız hazır mı?

Bardağınızın üçte birlik kısmını dolduruuun. Hıhııım çok güzeeel. Evet başlıyoruuuuz!!!!

Sizi tanıştarayım Olivier, şarapçı, çok sempatik çocuk. Hiç bir şey bilmeseniz de videoyu izleyince bir sürü şeyi anlayacaksınız, söz:)

      Şarap tadımı üç bölümden oluşur. Bunlar gözlemleme, koklama ve tadımdır.
-Şarabı incelerken parmak izi bırakmamak için bardağın ayak kısmından tutuyoruz.


1.Gözlem


-İlk olarak şarabımıza bir göz atıyoruz. Bakalım rengi temiz mi, şeffaf mı? Şişenin sonu falansa ya da şişeyi açarken mantarı içine kaçırdıysak olamayabilir tabii. Videodaki adam profesyonel olduğu için her şey iyi gidiyor haliyle.

-İkinci adım yüzeyine bakmaktır. Yüzeyi parlak mı, mat mı? Yansıma var mı? Bu yansıma ve parlaklık hikayesi, bize şarabın asitlik miktarı hakkında bilgi verir. Ne kadar asidikse o kadar tazelik hissi verir. Ha bu arada onu sevip sevmemek size kalmış.

-Sonraki adım rengine bakmaktır. Şarabın renginin en yoğun olduğu noktaya,
 yani tam merkeze doğru bakıyoruz.

Rengi açık mı, koyu mu? Beyaz şarabın rengi yaşlandıkça koyulaşır.

Bu da kırmızı şarap için örnek. Soldaki genci, sağdaki yaşlısı.

Videodaki şarabımızın rengi açık; yani genç bir şarap ve günlük içimlerde, aperatif olarak içilebilir. Kahvaltı için bile uygundur, diyor, şakacı seniii.

-Şarabın yaşı hakkında bir fikir edinmek için daha kolayı, şarabın bardakla birleştiği yer olan, disk bölgesine bakmaktır. Bu disk bölgesi beyaz şarap için, hafifçe daha koyu; kırmızı şarap içinse hafifçe daha açıksa şarabın yaşlılığına dalalettir. Bu fark ne kadar fazlaysa, o şarap da o kadar yaşlıdır. Bunun sebebi ise şarabın yıllanırken yaşadığı oksidasyondur. Ağzına mantarı laf olsun diye takmıyorlar. Şarabın hava da alması lazım. Hatta zaman zaman boynuna tasma takıp gezdirdikleri de olurmuş:P (ben de çok şakacıyım kahretsin) Arada fark yoksa o şarap gençtir diyebiliriz.

-Sonraki aşamada bardağı şöyle bir çevirip, şarabı azıcık sallıyoruz. 3:10 saniyelerinde nasıl yapacağınızı güzelce gösteriyor kendisi. Tabii bunu içmeden sarhoş olduğumuz için yapmıyoruz. Bu sallama işlemi bittikten sonra bardağın üst kısımlarında kalan, hala akıp duran şarap yollarını incelemek üzere gerçekleştiriyoruz. O yollara şarapçılar bacak diyorlarmış işte. Fransızcası jambe, yani bacak ya da gözyaşı dedikleri de olurmuş. Bu bacaklar da şarabın şeker, alkol oranını anlamamıza yardımcı oluyor. Bildiğimiz üzere şarap genelde üzümden yapılıyor. Bu üzümler sıkılıp fermente edilirken, üzümün şekeri alkole dönüşüyor. Yani ne kadar ekmek o kadar köfte. Ne kadar şeker, o kadar alkol. Bu bacaklar da şarabın şeker seviyesi ne kadar yüksekse o kadar uzun oluyor. (ekmek-köfte) Bacaklar kısaysa, inceyse, şarap takılıp kalıyorsa, şarap sek demektir, yani çok şekerli değil. Şeker seviyesi yüksekse de, o şaraba yumuşak şarap diyoruz. Yani ne kadar şeker o kadar alkol, o kadar içimi yumuşak. Bunda bi' terslik var gibi ama du' bakalım. Videodaki şarabın da bacakları kısa kısa zaten, kıllanmamak elde değil!

2.Koklama



-Çok normal bir şey gibi burnumuzu bardağın içine daldırıyoruz ve şarabı kokluyoruz. Bunun adına da birinci burun deniyor. Şarabın bir problemi var mı diye bakıyoruz. Biz dertliyiz bari şarabımız olmasın, di mi ama...

-İkinci adım yine şarabımızı önceki gibi bir iki tur çeviriyoruz, bu sefer biraz daha şehvetle çeviriyoruz ki, şarabın tüm aromaları ortaya çıksın. Ortamı aroma molekülleriyle donatalım. Sonra yine kokluyoruz ve görüyoruz ki bu sefer kokular daha güçlü, aromalar daha belirgin. Bu aşamaya da ikinci burun deniyor. Artık bu noktadan sonra iyice havanızı atabilirsiniz. Şu an muzda mıyız, bir küçük ahududu aroması alıyorum, liçi kokusu geliyor, yok güldür, yok daldır, ottur, böcektir, yok yeşil elmadır, yok meyvemsi tattır, küçük bir biber dokunuşudur vs. Uydurun, sıkın bir şeyler. Sizin hayal gücünüze kalmış yani. 

Kargalaarrr!!


3.Tadım


-Şarabı ağzımıza alıyoruz (içmek için sabırsızlanıyorsunuz biliyorum ama bekleyin iki saniye) biraz damağımızda tutuyoruz ki şarap ısınsın, aromatik moleküller ortaya çıksın.

-Sonra ağzımıza ıslık çalar gibi; ama tersten iki üç defa hava çekiyoruz. Arkadaş bunu 7:25 saniyede gösteriyor. Böylece aromatik moleküller burnumuzun koku alma merkezine doğru yola çıkıyorlar. Bu tekniğe de retrolfaksiyon deniyor. Çoook kibar bir tekniktir kendisi. Hatta videonun 7:50 saniyesinden başlayarak izleyebilirsiniz. Böylece aromaları daha iyi algılama olanağı buluyorsunuz. Bundan daha da iyi bir teknik varsa siz söyleyin gari. Tabii bu tekniği restorana filan gittiğinizde biraz daha çaktırmadan yaparsanız daha hoş olur. Bu gargara gibi şeyi adamlar harbi şarap tadımlarında kullanıyorlar zaten.

-Bu tuhaf hareketleri yapıp, arkadaşlarımızı dehşete düşürmenin de bir ödülü olmalı elbette. Ama yok. Bir defa rezil oldunuz, artık geri dönüşü yok:) Burada gövde denen, şarabın ağızda bıraktığı dolgunluk hissine bakıyoruz. Şarabın kendine bakıyoruz işte. Etli mi butlu mu ne yani. Şarap hafif mi, kuvvetli mi ona bakıyoruz. Şarap bize ne verebilmiş, biz ona ne verebilmişiz ona bakıyoruz. O an sevmek neydi, sevmek emekti falan, diye düşünürseniz hiç şaşırmayın. Oraya kadar iyi emek vermişsiniz zaten.  Ne seviyorsak kafamıza göre takılıyoruz işte.

Artık içmek istiyorum bakışı

-Sonraki adımımız şarabın uzunluğuna bakmak. Bunun için şarabı yutmamız gerekiyor, tabii ağzınızda bir kaç damla bir şey tutabildiyseniz şu ana kadar. Ağzımızın arka kısımlarında şarabın tadı kalıyor bildiniz mi onu. Ha işte o tat beş saniyeden az sürüyorsa biz ona pek de kalite bir şarap, diyemiyoruz Oliverciğimle. Benim paşa babam da şarap tadımcısı olduğundan iki günden aşağısı kurtarmıyor bizi. (atmak olur da iki gün ne be) 10-12 saniyeden itibaren güzel şaraplardan bahsetmeye başlayabiliriz. Bu arkadaş bir önceki hafta içtiği şarabın uzunluğunun 3 saat olduğundan bahsediyor. Atıyor mu bilemem tabii, işin uzmanı o sonuçta.

-Artık tadımınızı (degüstasyonunuzu) bitirdiniz kendi kendinizi tebrik edip, çıkıştan sertifikanızı alabilirsiniz. Afiyet olsun şarabınız. Bu arada beni de çağırmadınız ya, ben de benimkini paylaşmam, hıh!



ŞEREFE, SANTE, 3/10/2015, Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..