28 Şubat 2016 Pazar

Uzun Yaşamanın Sırrı; Avokado

   Avokado'nun bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri bulunmaktadır. Yani sık sık hasta olan biriyseniz avokado tüketerek ömrünüzü uzatmasanız bile, hastalanmayarak geçirdiğiniz zamanı kalitelileştirebilirsiniz. İçerdiği doymamış yağ asitleri, kanda kolesterolün yükselmesini önler. Dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarını önlemek için doğal bir ilaçtır. Avokado, vücutta toksik maddeleri etkisiz hale getirerek yaşlılığa yol açan zararlı maddeleri yok eder. Dolayısıyla yaşlanma sürecini yavaşlatarak, hastalıkları önlemede önemli rol oynar. Avokado ye, uzun yaşa! Ayrıca tuz ve limonla güzel gittiği gibi,
Orijinal görseli göster
humusta da tahin yerine kullanılabilir. Yeşil humusunuzla gerçek bir gün-kadını/erkeği olabilirsiniz. Eğer avokadoyu sevmiyorsanız da sevmeye çalışın. Biraz biraz yiyin. Ben bile sevdiysem, herkes yiyebilir. Şu an hastasıyım, her gün olsa her gün yerim (ki yiyorum:).
      Çok güzelll... Avokadoyla dikkatinizi çektikten sonra esas konuya gelebilirim. Uzunca bir zamandır neden kötü insanların değil de HEP iyi insanların ölüm haberlerini almamız üzerine düşünüyorum ve çıkarımlarımı sizinle de paylaşmaya karar verdim. Belki bunda Türkiye gezim ve orada sürekli olarak Survior modunda takılmam da rol oynamış olabilir. Özellikle Türkiye'de hayatta kalmak için şansın büyük ölçüde etkili olması, şans faktörünü çıkardıktan sonra yaptığımız seçimlerin önemini de arttırıyor. http://www.milliyet.com.tr/yer-yarildi-16-5-saat-sonra-cesedi-cikti-/gundem/gundemdetay/23.06.2012/1557507/default.htm

Yer yarıldı, 16.5 saat sonra cesedi çıktı!

      Kaldırım Çöktü Öldü haberi ve benzerleri Ankara'da yanlışlıkla ölmekten çok, yanlışlıkla hayatta kalıyormuşuz izlenimi uyandırmıyor mu? Genel Kurmay'ın önünden 10dk önce değil de sonra geçsek, mesela kuzenimizle buluşmak için Kızılay'ı seçmiş olsak, dershaneden dönerken yolda biraz oyalanmış olsak ya da sadece oradan geçiyor olsak şimdi o 29 kişiden biri olabilirdik. Esra'cığım sana bir şey olsa nasıl yaşardım bilemiyorum. İyi ki varsın. İyi ki seni tanımışım. Esra! Esra! Esra! (oldu mu Esra'cığım? Yeterince yaladım mı?:)) Sevdiklerimizin "Aman dikkat et!" tembihlerini ne kadar uygulamış olsak da o 29 kişiden biri biz olabilirdik.
      Tüm bunların dışında aldığımız acı haberler, gelen zamansız ölümlerin nedenlerini düşünmeye başladım.

Orijinal görseli göster

levent kırca ile ilgili görsel sonucu

Orijinal görseli göster

kamer genç ile ilgili görsel sonucu

Gibi insanlar neden sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamıyorlar, diye düşünüyordum. Acaba yiyeceklerine birileri bir şey mi karıştırıyordu? Yoksa iyilik yapmak uzun yaşamanın sırları arasında yer almıyor mu? Sonunda şuna karar verdim. Bu insanlar akıllı insanlardı. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırabilecek kadar. Fazlasına ne gerek var! Memleket meselelerine kafa yoruyorlardı. Sonumuz ne olacak, diye düşünüyorlardı. Çözümde yer almaya çalışıyorlardı. Sanırım bu yüzden öldü bu insanlar. Çünkü görüyorum. Belki sizden daha iyi görüyorum. Ülkeme her gelişimde daha çok gerginlik, daha çok yorgunluk, daha çok dinozor görüyorum.

ankara dinozor heykeli ile ilgili görsel sonucu
Peki ama NEDEN?

 Daha büyük her zaman daha büyük çirkinlikler. Hem de her gün! Daha çok gözümüze gözümüze! Aradaki farkı görüyorum. İnsanların birbirlerine kenetlenecekken, birbirlerine katlanamamalarını görüyorum. İnsanlar daha az gülüyor. Parası olanların çareyi sadece alışveriş yapmada bulmalarını ve insanların belki de mutlu olmayacakları, sadece mecburiyetten, toplum baskısından, bir şey yapamıyoruz bari evlenelim diyerek evlendiklerini görüyorum. Halbuki çare Drogba'ydı! İnsanlar evlerine kapanıyor. Yürünemeyen kaldırımlardan mı, patlaması muhtemel bombalardan mı, parasızlıktan mı yoksa yapacak gerçek bir şey olmamasından mı? Kim bilir!?
      Eğer tüm bunlardan dolayı hazımsızlık çekiyorsanız, avokado bu konuda da imdadınıza yetişecektir. Avokadodan gayrı çaremiz yok, diyorsanız da uzun yaşayanlara bakın. Sorun tereyağında, sigarada, kızartmada falan değil bence. Bakın nasıl güzel yiyor onlar. Sonra da başlarına bir şey geldi mi sorumluluk kabul etmeyip, işi kadere kısmete havale ediyorlar. Ne güzel iş! Kafa rahat! Sonra bize bu kanser nereden geldi? Takmıycan arkadaşım, fazla kafaya takmayacan! Biraz da Allah'a havale et! Dünya'yı sen mi kurtaracan?

Gelin bana katılın! Bu şarkı da benden size gelsin:) Ayrıca yıllarca dinlediğimiz bu şarkıyı da bir Fransız kızcağız seslendiriyormuş. Bu da bonus bilgi!

28.02.2016 - Albertville