9 Ekim 2016 Pazar

Lyon'un En Kısa ve En Güzel Turu (1. Bölüm)

       Lyon'a gelen misafirlerimle ilk iş olarak yapacağımız turdur kendisi. Tabii havanın güzel olması da bu gezi sırasında bir avantaj olacaktır. Ben de aynı sebepten sizi bu tura çıkarmaya karar verdim. Hatta bir gün siz de gelirseniz, kendiniz de bu geziyi gerçekleştirebilin, diye gerekli püf noktalarıyla birlikte.

Füniküler


      Gezimize Vieux Lyon adını verdiğimiz, şehrin eski bölümünde başlıyoruz. Metronun D hattıyla rahatlıkla ulaşabileceğiniz durağın adının da "Vieux Lyon" olduğu yerde inip, metrodan hiç çıkış yapmadan sadece tabelaları izleyerek fünikülere asansör ya da


 yürüyen merdiven aracılığıyla çıkıyoruz. Otobüste, metroda ve tramvayda kullanılan biletlerden biriyle rahatlıkla binilebilen fünikülere, aynı bileti kullanarak bir saat içinde aktarma da yapabiliriz. Yani aynı bizdeki sistem.

      Fünikülere Lyonluların "Ficelle" yani sicim ipi, dediklerini ve 1862 yılından beri hizmet veren bu Ficelle (fisel)'lerin Saint-Just'e gideninin saatte 21,8km, Fourviere gideninin ise 16,2km hızla hizmet verdiğini biliyor muydunuz? Nereden bilecektiniz ben söylemesem! İstatistikçi bir arkadaşınızın olmasının faydaları:) Yaşlarına göre hiç fena değiller bence bu iplikcikler. Ayrıca bir zamanlar "La Ficelle des Morts" (Ölülerin Fisel'i) adında üçüncü bir hattın, cenazeleri Loyasse Mezarlığı'na götürmek için hizmette olduğu da ilginç bulduğum ayrıntılardan.


Fünikülerlere ulaştığımız zaman, sol taraftaki "Saint-Just" tarafına gidene biniyoruz. Sağ taraftaki doğrudan Fourviere çıkıyor; ama ben sizi biraz daha gezdireceğim. Oldukça otantik bir yolculuktan sonra "Minimes-Théatres Romains" durağında iniyoruz. Fünikülerlerimiz 5:23'ten 0:00 'a kadar çalışıyor. Buna uygun bir program yapmakta zorlanmayacağınızı düşünüyorum.

Antik Tiyatro


      Gişelerlerden çıkış yapıp, yokuş yukarı bir kaç metre yürüdükten sonra, solda tarihi tiyatroyu rahatça görebilirsiniz. Giriş için ücret ödeyecek miyiz, diye merak etmenize gerek yok! Hemen söyleyeyim ödemiyoruz ve gönlümüzce gezip, basamaklardan çıkarak manzaranın tadını çıkarıyoruz.


 Elbette fotoğraf çekilmeden ayrılmak olmaz. Arkada kırmızı ile işaretlediğim yerden giriş yapmıştık. Hadi kırmızı noktayı bulun bakalım!

      Théatres Romains, Roma İmparatorluğu döneminde, tahmini olarak  M.Ö. 15 yılında inşa edilmeye başlanmış ve sonuncusu II. y.y'da olmak üzere eklemeler yapılarak, 10 000 seyirci kapasitesine ulaştırılmış antik bir tiyatrodur. Günümüzde de çok güzel  yaz konserleri düzenlenmektedir. III.y.y sonunda Fourviere Tepesi'nin modası geçmiş ve şehrin daha alçak bölgelerine bir rağbet başlamış. Bunun üzerine tiyatronun taşları Saone ve Rhone Nehirleri'ndeki köprü inşasında ve Saint-Jean Katedrali'nin yapımında kullanılmış. Zavallım tiyatrom taş ocağı gibi kullanıldıktan sonra, zaman içinde çakılla çamurla kaplanmış ve Orta Çağ'da ortadan kaybolmuş taa ki 1887'de bir öğretmen tarafından tekrar bulununcaya dek. 1933'te restorasyonuna başlanan tarihi eser, şu an UNESCO'nun Dünya Mirası listesinde. 

Gallo-Roman Müzesi


      Kendimizi biraz daha tarihle şımartmak istiyorsak; merdivenlerin sonunda sağda Gallo-Roman Medeniyetleri Müzesi mevcut. Perşembe günleri ücretsiz olarak gezebileceğimiz müzenin diğer günlerdeki giriş ücreti ise; 4€.

Buyurun giriş.

 2€ya edinebileceğimiz elektronik rehberle de müze keyfimize keyif katabiliriz. 1975 yılında açılan müze, sakin sakin, spiral şeklinde inen üç kat üzerine kurulmuş. 


Duvarların ham beton olmasını ise; yapıldığı döneme ve biraz da iyi niyet zorlamasıyla; içindeki tarihi eserleri öne çıkarma isteğine bağlıyorum. Evet, itiraf ediyorum "Art Brut"ten hoşlanmyıyarom;  ama sıcak bir yaz günü güzel bir sığınak olabilir.

 Müzede kocaman mozaikler,

 ölçüm aleti mi yoksa dünya tasviri mi, ne olduklarını hala anlayamadıkları bu objeler ve

 ne işe yaradığını hiç açıklayamadıkları bu "şeyler" (bereket tılsımı olabilir mi acaba) var.

 
      Takılar, sütunlar, el sanatı ürünleri, heykeller ve diğer tarihi şeylerden başka, en çok bu soldaki baş heykeli dikkatimi çekti; çünkü sanki bunu daha önce bir yerde görmüştüm. Evet! Müze D'Orsay'da idi. Resmen kopyası:) Belki de insanlar tamamen değişik çağlarda, tamamen aynı şeyleri hissedebiliyorlar; çünkü insan, her yerde ve zamanda insan (belki de intihal yaptı, ne bileyim ben)!

      Tarih komasına girmeden, artık müzeden çıkalım ve biraz daha basamak çıktıktan sonra yolun sağına, yani yukarı doğru biraz daha yokuş tırmanalım. Zaten şehrin her yerinden görünen ve ziyaret edilmeden Lyon'dan ayrılırsanız sizi sopayla dövdükleri baziliği görmüş olmalısınız. Evet şimdi oraya gidiyoruz.

Notre Dame de Fourviere Bazilik'i



Her yerden cayır cayır görünen, güzel baziliğimizin giriş tarafı. En sevdiğimden erguvan ağaçları da açmış daha ne olsun! (Fotoğraf bahar aylarında çekildi; yoksa Lyon, bildiğiniz üzere, güney yarım kürede değil:))




Bazilik hakkında daha fazla bilgi için ikinci bölümü bekleyin!
Hepinizi sevgiyle selamlıyorum!!


9.10.2016-Lyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hı hı evet! Hımmm...Devam edin lütfen...hımm..